Ses 1-2

Salı, Ocak 24, 2012

bir yaraya alışır gibi alışıyorsun sonra, sonra, seviyorsun yavaş yavaş, aynı kendini bilmek gibi.

Çıkagelen

Salı, Aralık 20, 2011

o, tüm engellemelere rağmen yalnızlık çıkageliyor, ve, ikimizin arasına uzanıyor sonra, yorulmuş. kim kızabilir.

Özlem Daha Çok

Cumartesi, Aralık 17, 2011

özlemek daha çok iki ayna arasında kalmak gibidir.

XIX

Perşembe, Aralık 01, 2011

Nereden başlar insan, belki de en çok ne zaman, zaman, kim bilir, en çok bunu sevdim ben, kimsenin bilmemesini, insanın kendisini büyütmesini, kendi kendine olmasını belki de. Alışıyormuş gibi yapmayı alışmamayı o art arda gelen kelimelerin karşılıksız anlamlarını yaşamayı, mutlu olmayı bilmeyen şarkıların peşinden gitmeyi bırakmayı, aynı kitapları okumayı, yaşlanmayı, hayatın yanında yürümeyi, budala var elimde yanımda mişkin, saf, şimdi daha pür bakıyor yüzüme, gülümsüyor pencerenin yanında, uzattığı piposunu tüttürüyoruz, nastasya’yı düşlüyor gülümsüyoruz. Pencerenin kenarı nehrin kenarı gibidir çocuk, bir yarın suyun içerisinde kalmış bir yanın boğulmuş, nefessiz, ama kendini izlemekten kendini alamadığın suyun içerisinde büyülenmiş, diğer yarını, yanını unutmuş, sihirli kelimeleri söylerken kendini bulmuş. Seni nasıl çağıracağımı düşündüm bugün uzun uzun, nasıl çağırmalıyım seni, adını değil, seni nasıl sana anlatmalıyımı ve senin yerine koyduğum şeyleri çağırmayı denemeyi.. Unutturma bana bunu.

Sana yazmadığım zamanlarda özlemeyi yazdığımı fark ettim, daha çok karalıyorum ve yapmak istediğim o karalama anlarında elimi kâğıdın üzerinden kaldırmadan yazmaya çalışıyorum, aynı bütünün sonsuz çizgisi, sahibi, parçası olması, aynı şeyin öncesinin ve sonrasının olmadığı o an’ı yaşamayı. Değişen tek şey eskiden özlemeyi daha sert ve bastırarak çizdiğim ve mutluluğun karşısına koyduğumu fark edişim, tam olarak ne hissettiğimi bilmiyorum o anlarda, acı mı, sanmıyorum daha çok farkında olduğum bir his

“o sanki bunu biliyormuş gibi, kulağını onun içinden geçirdiklerine doğru uzatarak, kendine şaşırarak dönmektir dedi. özlem şaşırmaktır derler, en çokta kendine diye de ekledi.”

Şaşırmaktır evet, ama emin değil? Olmalı.

Geçen zaman da olanı

“ne istediğini bilemeyen, özlemi de bilmeyendir aslında, o, öyle özler ki, ötekileşir. İşte, şimdi o özlediğinin kim olduğunu da bilemeyendir ve özleyeni de.”

Diye yazmışım. Ne garip.

bazen

Pazar, Kasım 27, 2011

bazen olmamasını seversin, burada olmamasını mesela, şimdi değili, daha geleceği, sonra kalır'ı, bildiğinle başedemeyeceğini, aynısının garipliğini, bazen olmadığını bilirsin işte o kötüdür, olmadığına dayanabilecek kadar kötü hem de.

ayrı aynının yarısı

Salı, Kasım 22, 2011

özlem : aynı şeyi söyleyip ayrı şeyler hissetmek gibi işte belki de ayrı şeyler söylerken aynı şeyi hissetmek olmalı daha çok. ayrı aynının yarısı.

03.19

Pazartesi, Kasım 21, 2011

göz ucuyla baktığı saatten fazlası gözüküyordu çoğu zaman, zaman çoğalırken aksine kendi atında kalmış ayağı yokmuşcasına uyuşmuş, uyuklamıştı, zaten bu okuma egzersizleri sırasında edinilen hareket kabiliyetini bir şekilde kendi bile kavrayamamış olmalıydı, birçok kez bunun nasıl olduğunu sorduğu o kitabın teğet geçen kıvrımlarından daha aşağıda bir yerde kolunu dayadığını gördüğü onun, masanın üzerindeki belli belirsiz örtünün şeklini alan garip kabartmalı kollarından başkasını bilemezdi, bazen görmek onun kapı deliğinden baktığı kitabın kapı, kapının kitap aralığıydı, zaten aynı satırı birden çok kez okurken saati,kadını kolunu görüyordu, ne çok şey diye geçirdi içinden aynı an da başlayıp yarıda kalan ne çok şey.

Yalnız gelen

Cumartesi, Kasım 19, 2011

sen sadece önden gittiğinle kalıyorsun, sonra hiç beklemediğin o an da, yalnızlıkta çıkarak geliyor yanına. artık iki kişisin, sevmesen de.

Özlemeyi bilmeyen

Perşembe, Kasım 17, 2011

ne istediğini bilemeyen, özlemi de bilmeyendir aslında, o, öyle özler ki, ötekileşir. İşte, şimdi o özlediğinin kim olduğunu da bilemeyendir ve özleyeni de.

Sinema Paradiso

Çarşamba, Ekim 26, 2011

ayrılık da sinema gibidir, sadece o karanlıktaki izleyici sen, o için yanan o ışıklar sadece. film ise hala devam ediyor. senin için biten başkası için devam eden her ne ise.

İçiçe

Pazartesi, Ekim 03, 2011

uyanır, birden ondan korkar, ondan kalkar, seni kaldırır, sen kalkarsın, sen de korkarsın, birden senin için korkar , sen de onun için korkarsın, değişirsin işte bir şey olmadan da.şimdidir hepsi içiçe.

Belki de

Cumartesi, Ekim 01, 2011

sonra sen, herkesin gözlerinin önünde, üstüne konulan vazonun ağırlı altında ezilen bir masa gibi hissedersin kendini, senden beklenilen de budur, bu. katlanman, vazo olmaman, olamaman, kendini onun seni ne düşündüğünü yaşaman.sen onun kendin olmak için olması gerekene muhtaç duymayansın mı, belki de.!

Doğru

Perşembe, Eylül 29, 2011

sonra, anlamsızca kurduğun o cümleleri, aslında nasıl söylemen gerektiğini söylemeden yavaşca başını eğip gülümsüyor. işte tam o an da sen, doğrusunun ne olduğunu bilmeyeceğin bir söylemin sevmek olduğunu bilensin de.

Bütün

Çarşamba, Eylül 28, 2011

iki insan bir bütün değil, bir yarının yarısı olabilir en çok. özlemek bu yüzden yavaş değil yavaş yavaş sarar seni.

Layır

Salı, Eylül 20, 2011



iyi bir yalancı kendi söylediğine şaşırabilmelidir. iyi yalan söylediğini anlayabileceğin en doğru ses içinden geçirdiğin özet esnasında sesli olarak “hayır” diyebilmektir. yalan, doğru olmayan üzerine kurulmamalıdır, o daha çok olabilirliğini kaybedebilecek bir şeyin üzerine tutunulandır.sen yalan söylendiğin zaman aslında onun olmasını istediği doğrunun bu olduğunu kendine inandıransın. yalan, sevdiğini söylediğin değil, zaman tekrarından anlaşılabilir.ben yalan söylemek istemediğim zaman, aslında neyin doğru olduğunu anlayacak bir doğru olduğuna kendisini inandırmış bir yalancı olabilirim. doğru ilk görüşte anlaşılmayan bir yalandan yola çıkılarak tanınadabilir.yalan aslında yalandan sonra gelen bir doğru ile yoluna devam etmesinide bilendir.ben, kendime, aslında olmasını istediğim şeyin yerine koyabileceğim bir şey var edemeyecek olanı sevmeyi tercih etmiş olanım.